Lewis Hamilton Ferrari ile Barselona’da Destan Yazdı!

15.06.2026 - 20:00
YAYINLANMA
6 DK
OKUNMA SÜRESİ
Google News

Bak şimdi, Barselona pisti pist olalı böyle bi yarış görmedi yahu! Formula 1’in o meşhur Avrupa sezonu İspanyada tam gaz devam ederdken, pist üstü sıcaklığı tam 50 dereceyi bulmuştu. 50 derece diyorum, dile kolay! Asfalt adeta alev alev yanıyordu beyler bayanlar. İşte bu cehennem sıcağında, o efsane kırmızı araçla piste çıkan Lewis Hamilton, Ferrari koltuğunda ilk zaferini öyle bir aldı ki, Barcelona resmen şok oldu. Adam dominant bir galibiyetle finiş çizgisini ilk sırada geçti. Vallahi ben de orada, virajın dibinde canlı canlı izledim, gözlerime inanamadım. Lewis Hamilton ve Ferrari el ele verip bu ikonik takımla ilk birinciliği söke söke aldı. Alain Prost, Nigel Mansell, Michael Schumacher ve Sebastian Vettel gibi devlerin yanına adını yazdırdı da fena mı oldu? Ah ulan Ayrton Senna için de keşke böyle bi fırsat olsaydı zamanında…

İşin aslı şu, Ferrari dediğin takım bu sporun en büyük muamması, tam bir enigmada diyebiliriz. Yıllarca ne kaoslar, ne çöküşler gördüler ama bu tutkulu zaferler yok mu, adamı kalbinden yakalıyor işte. Neyse, gelelim bu hafta sonunun asıl meselesine… Hikaye tamamen lastikleri hayatta tutmakla alakalıydı. Bu 50°C pist sıcaklığında o uzun ve hızlı virajlar, arkasından gelen kısa düzlükler arabalara acayip bir enerji yükledi. Lastik yüzeyleri resmen kavruldu yalan yok. Üstelik Pirelli bu sene ambalajı değiştirmiş, geçen yıla göre daha yumuşak ve daha az dayanan üç kuru zemin lastiğini zorunlu kılmıştı. E arabalarda yere basma gücü de az olunca, araçlar habire kayıyor, tekerlekler boşa dönüyordu. Bu da sıcaklığı iyice tavan yaptırdı tabii. Ama tam benlik bir senaryo çıktı ortaya; ya iki pit stop yapıp yarışı rekabetçi bitirecektin, ya da pist pozisyonunu korumak için üç pit stop riskini göze alıp milleti geçmeye çalışacaktın.

Mercedes cephesinde ise George Russell hafta sonu boyunca fişek gibiydi. Çocuk kendi içgüdülerine güvenip kendi ayarlarıyla yarışmaya karar vermişti bir kere. Pistte o kadar sakin, o kadar soğukkanlıydı ki… Arabayı tam yol tutuşunun sınırında götürdü, lastikleri hiç strese sokmadı. Vallahi benim durduğum virajda çocuk resmen resital sundu. Ama işte yarış bu, taktikler havada uçuşuyor. Montreal ve İspanyadaki güncellemelerle ortalık zaten kızışmıştı. Gridde kıran kırana bir mücadele vardı. Red Bull şu an dördüncü en hızlı takım gibi duruyor ama Max Verstappen ve onun takım arkadaşı Isack Hadjar da liderlerin hızına çok yakındı. Hadjar da takımdaki Max’e en çok yaklaşabilen isim oldu yine. İlk viraja kadar olan o uzun düzlükte taraftarlar müthiş bir kalkış yarışı bekliyordu. Artık o eski günler bitti arkadaşlar, Ferrari’nin startta öyle büyük bir avantajı falan kalmadı, hatta hiç avantajı yok desek yeridir. Mercedes ve McLaren kalkış hızında durumu eşitledi da Red Bull hala şok yaşayabiliyor. Verstappen’in Monakoda, Hadjar’ın da burada İspanyada yaşadığı kötü startlar ortada.

Yarış tamamen lastik yönetimi ve strateji üzerine kurulunca, pilotlar ilk birkaç virajda hiç risk almadı, uslu uslu sıraya dizildiler. Sonra başladılar lastikleri korumaya… Sıralama turlarında son seansta 4. virajda duvara patlayan Charles Leclerc, 10. sıradan başladığı yarışta aslanlar gibi üç sıra birden yükseldi. Hadjar da kaybettiği yerleri geri toplamak için ortalığı biraz şenlendirdi tabii. Dışarıdan yapılan ataklar bu yarış acayip modaydı yalnız. İlk pit stop hamlesi 66 turluk yarışın daha 11. turunda yumuşak lastiklerini bırakmak isteyen Hamilton’dan geldi. Mercedes ise lider giden Russell’ı korumak, arkadan taze lastikle uçarak gelen rakibinin ‘undercut’ tuzağına düşmemek için hemen bir sonraki tur George’u içeri çağırdı. Ama George Russell bu duruma biraz içerledi, çünkü lastiğin daha ömrü olduğunu ve liderliği daha da açabileceğini düşünüyordu. Kendini iki pit stoplu stratejide sanıyordu ama meğer Lewis üç pit stopa çoktan karar vermişti bile.

Sonra McLaren’dan Norris 13. turda, takım arkadaşı Oscar Piastri ise 14. turda içeri daldı. Antonelli de aynı tur pit yaptı ve bu sayede Russell ile Hamilton’a karşı küçük ama çok kritik bir lastik ömrü avantajı yakaladı. Telsiz konuşmalarına bakılırsa, Mercedes garajı üç pit stop yapan Hamilton’dan ziyade arkadan durmaksızın baskı kuran Norris’ten daha çok korkuyordu. Her lastik etabının ikinci yarısında Antonelli, Russell’ı yakalamak için ciddi bir hız avantajına sahipti ama yolda kalan Aston Martin yüzünden Sanal Güvenlik Aracı (VSC) devreye girince işler değişti. İşte bu an Hamilton ve Ferrari için tam bir piyango oldu! Millet pistte yavaşlamışken pit stop yapmak tam 22 saniye yerine net 12 saniyeye patlıyor çünkü. Lewis bu sayede üç pit stop yapmasına rağmen liderliği vermeden pitten çıkmayı başardı. Sanal Güvenlik Aracı da tam Lewis pitten çıkarken bitti, şansa bak arkadaş!

Sonrası malum, Hamilton Ferrari ile ilk Grand Prix zaferine doğru yelken açtı ve arkasındakilere tam 19 saniye fark atarak yarışı kazandı. Ha, o son pitte kazandığı 10 saniye olmasa da kazanır mıydı? Cumartesi akşamı gibi çok da ezici bir üstünlük hissettirmedi aslında ama adam kazandı sonuçta. Öte yandan Antonelli ise yarışın son bölümünde pist sınırlarını ihlal ettiği için 5 saniyelik cezanın eşiğindeydi. İşin garibi, yarışı bitiren ama sonrasında ceza alan pilotların durumu tam bir muamma. Monaco’da diğer sürücüler cezalarını çekip stratejilerini ona göre ayarlamışken, Russell’ın durumu tam bir fiyasko, net bir çözüm de yok ortada. Meğer Monaco pit yolundaki zamanlama sensörlerinden biri kalibrasyondan 77 santim daha kısa kalmış! Bu yüzden hız sınırı 60 km iken herkes 60.1 km ile radara yakalanmış. İlk antrenmanlardan beri takımlar bunu yazışıyordu, bazıları limitleyicilerini bile ayarlamıştı. Bu kadar çok aynı cezanın olması zaten bi garipti, hakemlerin bunu fark etmemesi de ayrı bir enteresan.

Neyse, sonuçta adamların azmi ve dayanıklılığı ortada. Ferrari ve McLaren arabalarını ve motorlarını geliştirmeye devam edecek, keza Mercedes de öyle… Benim hiç şüphem yok ki önümüzde tamamen ucu açık ve ne olacağı bilinmeyen, tahmin edilemez bir sezon var artık. Formula 1’in Avrupa macerası Avusturya Grand Prix’si ile Haziran’ın 26-28’inde tam gaz devam edecek. Bakalım sonraki yarışta bizi neler bekliyor, takipteyiz…

Kaynak: Orijinal Haber

Metin Uçar
Yazar hakkında bilgi bulunmamaktadır.
Tüm Yazıları Görüntüle →
3

Yorum Yap