—
Mikel Arteta ve Arsenal kadrosi bu maçı izlerken içleri burkmış olmalı. Paris Saint-Germain, Bayern Münih’i sahadan sildi geçti ve bunu yaparken adeta “Bizi durduracak mısınız bakalım?” dedi. Vallahi, PSG bu sezon bambaşka bir şey…
Bak şimdi, işin aslı şu: Eğer Arsenal, Atletico Madrid’i destansı bir direnişle geçtiyse, PSG kendi evinde — ki bu stadyum onlar için çok özel, geçen sezon Şampiyonlar Ligi’ni burada kazandılar — Alman devini futbol dersi vererek tarihe gömdü. Sadece geçmedi, paramparça etti.
Maçın ilk atağında gol. Düşünün bunu. İlk hücum, ilk gol. Soldan gelen o şık çıkış öyle koordineli, öyle hazırlanmış gibiydi ki sanki antrenman sahasında binlerce kez çalışılmıştı. En büyük sahneye çıkmışlar ama hiç sinirli görünmüyorlardı. Adamlar buz gibi soğukkanlı, buz gibi…
—
Nuno Mendes erken sarı kart gördüğünde, “Gece çok zor geçecek bu çocuk için” dedik hepimiz. Michael Olise karşısında zor bir gece bekliyorduk. Ama ne oldu? Dokuz ikili mücadele kazandı Mendes. Dokuz! Olise ise çoğunlukla sinirli sinirli koşturup durdu, top bir türlü ona gelmedide istediği gibi. İşte bu olgunluk, bu soğukkanlılık PSG’yi PSG yapan şey.
Marquinhos ve Willian Pacho’ya da ayrı bir parantez açmak lazım. Harry Kane’i tam 94 dakika boyunca susturdular. Kane ki, bu yarı final öncesindeki son altı maçta Bayern en az üç gol atmıştı her birinde. Altı maçta en az üç gol, düşünebiliyor musunuz? Ve PSG geldi, o Kane’i sanki yok etti. Attığı tek gol bile — yalan yok — hiç hak edilmemişti.
—
Ama belki de gecenin en olgun performansı Kvaratskhelia’dan geldi. Hadi canım, bu adam bu sezon bambaşka bir seviyeye taşındı kendini. Dünyanın en iyi hücum oyuncuları arasında olduğunu bir kez daha kanıtladı, adeta “Benim yerim burası” dedi sahaya. Maçın en iyi pas isabet oranı da PSG’deydi zaten, hem de en iyi olarak. Rakamlar ortada, itiraz eden çıkamaz.
Öte yandan Arsenal da boş durmuyor tabii. Arteta’nın takımı, finale İngiltere şampiyonu olarak girebilir. Yani hem ülkede kral, hem Avrupa’da taht peşinde. Böyle bir motivasyon, böyle bir ruh hali…
—
Geçen sezon PSG, Şampiyonlar Ligi yarı finalinde Arsenal’ı geçmişti. O iki maçta kilit isim Gianluigi Donnarumma’ydı. Kapı gibi kurtarışlar yapan, Arsenal’ın umutlarını söndüren kaleci. Ama şimdi Donnarumma Manchester City’de, PSG’nin kasasında değil. Pek çok kişi “Farklı bir kaleci olsaydı Arsenal geçerdi” demişti zaten. Şimdi o teoriyi test etme vakti geldi. Bakalım Arsenal bu sefer ne yapacak…
Ve işte final: Mayıs sonunda Budapeşte’de. Avrupa’nın en iyi hücumu mu? PSG. Avrupa’nın en iyi savunması mı? Arsenal. Taktiksel futbol mu yoksa seyirlik futbol mu sorusunun bütün sezon tartışıldığı bir yılda, bu final tam da o soruya cevap verecek gibi duruyor. Stil mi kazanır, sağlamlık mı? Budapeşte’de göreceğiz…
Kaynak: Orijinal Haber