Arsenal-West Ham Maçında VAR Kaosu: Bir Köşe Vuruşunda 5 Faul!

11.05.2026 - 20:01
YAYINLANMA
8 DK
OKUNMA SÜRESİ
Google News

Vallahi, Premier Lig bu sezon bize her şeyi yaşattı ama geçen pazar günü West Ham – Arsenal maçında yaşananlar gerçekten başka bir boyuttaydı. Tek bir köşe vuruşunda beş ayrı faul ihtimali, milyonlarca taraftarı ekrana kilitleyen bir VAR kararı ve iki takımın kaderini belirleyen o meşhur gol iptali… Arsenal, West Ham’ı 1-0 mağlup etti ama bu sonucun arkasında inanılmaz bir kaos vardı. İnanır mısınız, tek bir pozisyonda VAR hakemi Darren England, beş farklı faul ihtimalini tek tek incelemek zorunda kaldı.

Neyse, olayın başından anlatalım…

Jarrod Bowen köşe bayrağının yanında duruyordu. Top henüz oyuna girmemişti ama ceza sahasının içi zaten karmaşaya dönmüştü. Bowen topu ortaladı, ortalık birbirine girdi ve sonunda Callum Wilson topu kaleye gönderdi. West Ham taraftarları çıldırdı, gol diye sevinçten deliye döndüler. Ama o sevinç çok kısa sürdü. VAR devreye girdi ve Pablo’nun Arsenal kalecisi David Raya’ya yaptığı faul nedeniyle gol iptal edildi. Böylece Arsenal beraberlikten kurtuldu ve maçı 1-0 kazandı.

Bak şimdi, işin ilginç tarafı şu: Bu sezon köşe vuruşlarında en çok karanlık sanatları kullanan takım olarak gösterilen Arsenal, tam da bu taktik yüzünden rakibinin golünü yedirtti. Yani biraz kendi silahıyla vuruldu diyebiliriz. Arsenal bu sezon ligde attığı 68 golün tam 21 tanesini, yani yüzde 31’ini, duran toplardan buldu. Ve işte tam bu noktada, duran top taktiklerinin en tartışmalı anlarından biri yaşandı.

Adamlar ceza sahasında adeta güreş tutuyordu…

Peki o pozisyonda tam olarak ne yaşandı? VAR hakemi Darren England’ın masasına beş ayrı faul ihtimali geldi. Hepsini tek tek konuşalım çünkü her biri ayrı bir hikaye.

İlk potansiyel faul: Kai Havertz ile Tomas Soucek. İkisi yakın direkteydi, Havertz önde topa bakıyordu. Soucek ise Alman oyuncunun sırtından tırmanıyordu. Top havadayken Havertz yere düştü, Soucek üstüne çöktü. Ama VAR buna göz yumdu çünkü topun gideceği alan burası değildi. Havertz topu oynayacak durumda değildi zaten, Soucek’in yüzü de topa dönüktü. Yani temiz sayıldı bu durum.

İkinci ihtimal: Martin Odegaard ile Jean-Clair Todibo. İkisi de birbirini tutuyordu, karşılıklı boğuşma vardı. Futbol kurallarına göre her iki taraf da aynı anda tutunca kimse faul yapmış sayılmıyor, ikisi de suçlu ikisi de suçsuz yani. Odegaard rakibinin beline sarılmıştı, Todibo da Odegaard’ın omzunu tutuyordu. VAR bu durumu da geçti.

Üçüncüsü biraz daha ilginçti. Leandro Trossard ile Pablo arasındaki mücadele altı yarda çizgisinin hemen dışında başladı. İkisi de önce birbirini tuttu. Sonra Pablo kaleye doğru hamle yapmaya çalıştı. Tam bu sırada Trossard, sırtı oyuna dönükken Pablo’nun beline yapıştı. Ama Pablo yine de topa doğru hareket edebildi, yere de serilmedi. Bu sezon gördüklerimize bakılırsa penaltı için yeterlı bir müdahale sayılmazdı bu. Yine de VAR’ın ikinci öncelikli incelediği pozisyon buydu.

Ve işte asıl mesele, dördüncü faul…

Pablo, Trossard’ın baskısı altında altı yarda alanına girdi ve David Raya ile karşı karşıya geldi. Burada yaptığı şey çok netti. Kolunu doğrudan İspanyol kalecinin üzerine koydu, Raya’nın sol kolunu eliyle tuttu. Bu hareket Raya’yı iki ayrı şekilde engelledi: Sağ kolu Pablo’nun sol pazısı tarafından bastırıldı, sol ön kolu da tutuldu. Kalecinin topa müdahale etmesi fiziksel olarak imkansız hale geldi. Todibo da bu sırada Raya’nın formasının arkasını çekiyordu ama asıl belirleyici faul Pablo’nunkiydi. VAR için karar açıktı, Raya’nın topu oynaması doğrudan engellenmişti.

Beşinci ihtimal ise Declan Rice’ın West Ham’lı Konstantinos Mavropanos’un beline sarılmasıydı. Açıkça futbol dışı bir hareketti bu, penaltı olabilirdi. Ama neredeyse aynı anda Pablo’nun Raya’ya faulü gerçekleşti. Pozisyonun seyrini belirleyen faul hangisiyse o öncelikliydi. Ve o da Raya’nın topu oynamasını engelleyen müdahaleydi işte.

Millet bu sezon ceza sahasında ne çektiyse çekti ya…

Bu karar tabii ki tek başına durmadı. Sezon boyunca benzer tartışmalar yaşandı ve Arsenal hep merkezde oldu. Manchester United maçında William Saliba, kaleci Altay Bayındır’ın göğsüne kolunu koydu. Top havadayken kısa süre temas oldu ama Bayındır’ın topu oynamasını engellemedi. Kilit maç olayları paneli “faul yok” dedi. Aston Villa maçında Gabriel, kaleci Emiliano Martinez ile atladı ve dirseği kalkıktı. Küçük bir temas olmuş olabilirdi ama belirleyici değildi. Yine “faul yok” kararı çıktı.

Manchester City – Bournemouth maçında ise Bournemouth’lu David Brooks, Gianluigi Donnarumma’nın kolunu tuttu. Sonra Tyler Adams gol attı. Ama kritik nokta şuydu: Brooks, İtalyan kaleci topa hamle yapmadan önce bırakmıştı tutmayı. Panel “top gelirken bırakıyor” dedi ve gol geçerli sayıldı.

Yahu, bu sezon her köşe vuruşu bir boks maçına dönüyor vallahi…

Peki bu kaos nasıl başladı? Bunu anlamak için biraz geriye gitmek lazım. Tony Pulis ve Sam Allardyce yıllar önce duran topları ciddiye alan ilk teknik direktörlerdi. Allardyce tamamen veriye dayalı bir yaklaşım benimsedi, oyuncularını topun en çok düşeceği alanlara yerleştirdi. Pulis da benzer bir yol izledi. Ama o dönemde altı yarda alanını bu kadar kalabalık doldurmak yoktu.

Dyche’ın 2019-2020 Burnley takımı bir adım öteye geçti. Kaleye sadece üç-dört yarda mesafeden ortalıyorlardı ve kalecilerin topa çıkmasını engellemeye çalışıyorlardı. Taktik olarak çağının önündeydi bu Burnley takımı ama oyuncu kalitesi yetersiz kaldığı için gol sayısını yeterince artıramadılar.

Sonra Arsenal geldi ve her şeyi değiştirdi. Eski Brentford’lu, şimdiki Arsenal duran top koçu Nicolas Jover bu taktikleri başka bir seviyeye taşıdı. Declan Rice ve Bukayo Saka gibi kaliteli atış yapabilen oyuncular, Gabriel gibi havada tehlikeli isimlerle birleşince sistem mükemmel işledi. Bu başarı tüm ligi etkiledi, Manchester United, Chelsea ve Tottenham da benzer taktiklere yöneldi.

Şubat ayında Manchester United – Everton maçında yaklaşık 15 oyuncu altı yarda alanına doldu, top oyuna girmeden önce insanlar yere fırlatılıyordu. Everton teknik direktörü David Moyes o günlerde “Hakemlerin artık hiçbirine karışmak istemediği hissini alıyorsunuz” demişti. Haklıydı da…

Bu sezon duran toplardan 17 penaltı verildi, beşi VAR aracılığıyla. Üç penaltı daha verilmeliydi ama gözden kaçtı. Gol iptali açısından bakıldığında ise West Ham’ın bu golü, VAR incelemesi sonucunda itme ve tutma gerekçesiyle iptal edilen tek gol oldu bu sezon.

Peki bundan sonra ne olacak?

Eski Premier Lig yardımcı hakemi Darren Cann, Match of the Day’de köklü bir kural değişikliği önerdi. “Köşe vuruşu alınmadan önce hiçbir hücum oyuncusunun altı yarda alanında bulunmaması gerektiğini düşünüyorum” dedi Cann. “Böylece doğal bir ayrışma sağlanır ve bu tür durumlar ortadan kalkar.” Başka bir öneri de topu köşe çeyreğine koyar koymaz oyunun başlamış sayılması. Bu sayede köşe vuruşu öncesindeki fauller de penaltı veya serbest vuruşa yol açabilir.

Tabiki en kolay çözüm takımların bu tür sınır zorlayan taktiklerden vazgeçmesi, ama bunu beklemek biraz hayalcilik olur…

PGMO her sezon sonunda teknik direktörler, kaptanlar, taraftarlar ve medya temsilcilerinden görüş alıyor. Geçmişte bu süreç el topu kurallarında değişikliğe yol açmıştı. Bu yaz saç çekme ve boğuşma meselesi gündemin üst sıralarına oturabilir. Belki hakemler top oyuna girmeden önce daha fazla sarı kart çıkarmaya başlar, belki kural kitabı yeniden yazılır.

Ama şimdilik her köşe vuruşunda beş-altı potansiyel faul var ve bu böyle devam ediyor…

Bakalım PGMO ve FIFA bu kaosa nasıl bir çözüm bulacak, yoksa gelecek sezon da köşe vuruşları birer boks ringine mi dönmeye devam edecek?

Kaynak: Orijinal Haber

Sinan Kaleli
Yazar hakkında bilgi bulunmamaktadır.
Tüm Yazıları Görüntüle →
23

Yorum Yap