Vallahi arkadaşlar, bu kadar da olmaz. Chelsea, Pazartesi akşamı Stamford Bridge’de Nottingham Forest’a 3-1 yenildi ve artık Şampiyonlar Ligi’ne katılmak neredeyse imkânsız hale geldi. Üstelik kulüpte teknik direktör bile yok. Ara teknik adam Calum McFarlane yönetimindeki mavi-beyazlılar, Premier Lig’de dokuzuncu sıraya düştü. Düşündü mü insan, geçen sezon PSG’yi ezip geçen takım bu mu?
Olay bitti desek yeridir. Chelsea, ligde art arda altı maç kaybetti ve bu, Kasım 1993’ten bu yana yaşanan ilk böyle seri. Yani tam 30 yılı aşkın bir süre sonra bu kara tabloyla yüzleşiyorlar. Kulüp tarihinde sadece dördüncü kez böyle bir şey yaşanıyor, inanır mısınız? Dört kez. Otuz yılda dört kez. Ve şimdi beşincisi…
Joao Pedro, durdurma süresinde harika bir topuk vuruşuyla golü attı ve Chelsea’yi tarihin en utanç verici serisinden kurtardı, ama bu ne ki? Yani gol atmadan altı maç kaybetmekten kurtulmuş oldular ama yenilgi serisini durduramadılar. Tesellisi bu kadar işte.
Bak şimdi, Stamford Bridge’de ne mi oldu? Büyük bir kalabalık maç bitmeden tribünleri terk etti. Kalanlar ise ayakta alkış yerine yüksek sesle yuhaladı takımı. Adamlar sahada beş altı dünya yıldızı var, Nottingham Forest’ın B takımına yeniliyorlar. Yahu bu nasıl bir iş?
Eski Liverpool defans oyuncusu Jamie Carragher, Sky Sports’a konuştu ve lafı dolandırmadı: “Şok edici ve bu yukarıdan geliyor, her şey oradan başlıyor. Sahada beş altı gerçekten üst düzey oyuncu vardı ve Nottingham Forest’ın B takımına yendiler. Oyuncular ile teknik kadro arasında, oyuncular ile taraftarlar arasında hiçbir bağ yok. Şu an kırık bir futbol kulübü gibi görünüyor.” Kırık kulüp. İşte bu. Carragher bunu söyleyince insan duraksıyor…
Eski Chelsea kalecisi Mark Schwarzer de BBC Radio 5 Live’da konuştu. “Chelsea artık bahaneleri tükeniyor. Önünde FA Cup finali gibi büyük bir maç olan takım gibi görünmüyorlardı, bu çok hayal kırıklığı yaratıyor. Savaşmadılar, istek yoktu. Oyuncular artık sorumluluk almaya başlamalı” dedi. Ve haklı. Tamamen haklı.
Neyse, devam…
Şampiyonlar Ligi meselesine gelelim çünkü bu sadece saha içi bir kriz değil, finansal bir felaket kapıda. Chelsea, Aston Villa’nın 10 puan gerisinde ve Şampiyonlar Ligi garantileyen beşinci sıraya ulaşmak için sadece üç maç kaldı. Matematiksel olarak mümkün ama gerçekçi mi? Kesinlikle değil. Altıncı sıra dört puan önde ve o bile zorlanıyor bu formla.
Peki bu Şampiyonlar Ligi’ne katılamamak ne demek finansal olarak? Çok büyük bir şey. Chelsea bu sezon Şampiyonlar Ligi’nde son 16’ya kadar gelerek yaklaşık 78.9 milyon sterlin kazandı. Buna bilet, hospitality ve sponsorluk gelirleri eklenince bu rakam 100 milyon sterlinin üzerine çıkıyor. Bunu kaybetmek… bişey değil mi? Büyük bir şey.
Kulübün 2024-25 hesapları açıklandı ve tablo iç açıcı değil. Chelsea, 490.9 milyon sterlinlik gelire rağmen Premier Lig rekoru kıran 262 milyon sterlinlik vergi öncesi zarar açıkladı. Üstelik üst şirket 22 Holdco Limited’in zararı 701 milyon sterline ulaşıyor. Bu rakamları okuyunca insan ne diyeceğini bilemiyor. Yedi yüz bir milyon sterlin zarar. Düşün bir.
Cole Palmer bu ay verdiği bir röportajda “Şampiyonlar Ligi olmadan her şey değişir” dedi. Adam haklı. Yıldız oyuncu bile bu gerçeği açıkça söylüyor. Konferans Ligi’ni kazandıkları 2025’te aldıkları para yaklaşık 15 milyon sterlin. Şampiyonlar Ligi’nden 78.9 milyon. Aradaki fark devasa.
UEFA meselesine de girmek lazım çünkü Chelsea orada da baskı altında. 2023-24 sezonunda futbol kazanç ve kadro maliyet kurallarını ihlal eden Chelsea, UEFA ile uzlaşma anlaşması imzaladı. Haziran sonunda dosyalayacakları hesaplarda 52.2 milyon sterlinin üzerinde zarar gösterilemez. Aşarlarsa 17.4 milyon sterline kadar para cezası var. 69.7 milyon sterlini aşarlarsa ise Avrupa’dan bir sezon men. Bu baskı 2028-29 sezonuna kadar devam edecek.
Futbol finans uzmanı Kieran Maguire durumu şöyle açıkladı: “Chelsea, Premier Lig yaptırımlarından ilgili taraf işlemleri kullanarak kaçındı. Bu, otelleri ve kadın takımını 22 Holdco’ya ait başka şirketlere satmayı içeriyor. Ama UEFA kuralları bu tür grup içi işlemleri dışarıda bırakıyor. Bu yüzden Chelsea şu an UEFA yaptırımı altında ama Premier Lig’den değil.” Yani iki farklı kural seti, iki farklı tablo…
Todd Boehly ve Clearlake Capital’ın sahipliğinde Chelsea 1.5 milyar sterlinin üzerinde harcadı oyunculara. Ama Premier Lig’de tutarlı başarı hâlâ gelmedi. Maguire’ın dediği gibi “22 Holdco’nun iş modeli hedge fona benziyor, genç oyuncuları uzun vadeli sözleşmelerle almak kârlı olabilir” ama bu model şu an sorgulanıyor. Taraftarlar tribünlerde “Clearlake’i umursamıyoruz, onlar bizi umursamıyor, tek umursadığımız Chelsea FC” diye bağırıyor. Bu seslerin yankısı Stamford Bridge duvarlarında çınlamaya devam ediyor…
Not A Project CFC adlı taraftar protesto grubu da harekete geçti. FA Cup finalinden önce Wembley Way merdivenlerinde bir protesto planlıyorlar. İkincisi ise Stamford Bridge’de Tottenham maçının 22. dakikasında taraftarların sırtlarını sahaya dönmesi şeklinde olacak. Sahipliğe olan öfke artık organize bir hale gelmiş durumda.
Teknik direktör meselesine gelince, Liam Rosenior görevden alındı ve şu an Calum McFarlane geçici olarak görevi yürütüyor. Xabi Alonso, Andoni Iraola ve Marco Silva gibi isimler olası adaylar arasında. Ama hadi canım, Şampiyonlar Ligi yoksa hangi büyük isim Chelsea’ye gelir ki? Palmer, Moises Caicedo ve Levi Colwill gibi yıldızların satılacağı iddiaları kulüp tarafından sürekli reddediliyor ama kitapları dengelemek için oyuncu satışları kaçınılmaz görünüyor…
Bakalım bundan sonra ne olacak? FA Cup finali, yeni teknik direktör arayışı, UEFA baskısı ve milyonlarca sterlinlik finansal kriz. Chelsea’nin önündeki yol hiç de düz görünmüyor. Gelişmeleri yakından takip ediyoruz…
Kaynak: Orijinal Haber