Yahu daha geçen gün ateşkes uzatıldı, millet nefes alacak derken bak şimdi ne oldu? İsrail yönetimi, ateşkese falan kulak asmayıp Lübnan’a yönelik saldırıların şiddetlendirilmesi ve kapsamının genişletilmesi kararı aldı arkadaş. Olay bu kadar net, sahada işler fena karışıyor. Walla haber sitesinin taa oradaki güvenlik kaynaklarına dayandırdığı habere göre, adamlar resmen savaşı büyütme kararı almışda haberimiz yokmuş. Olayın aslı astarı ne zaman derseniz, işte 26 Mayıs 2026 sabahı sularında bu kara haber ajanslara düştü bile. Hizbullah’ın İHA ile düzenlediği o son saldırılar karşısında İsrail ordusu etkisiz kalınca, adamlar çareyi saldırıları daha da azıtmakda bulmuş.
Bakın şimdi işin perdes arkasında ne dolaplar dönüyor. Walla’ya konuşan o üst düzey güvenlik yetkilisi varya, açık açık itiraf etmiş; ordunun Lübnan’a yönelik saldırılarının kapsamı genişletilecekmiş. Yetmemiş, Hizbullah’a karşı sahada farklı farklı askeri yöntemleri devreye sokacaklarmış. Yalan yok, adamlar acımasızca plan yapıyor. Ordu komuta kademesi kabineye rapor üstüne rapor gönderiyormuş. Neymiş efendim, ABD ile İran arasındaki müzakerelerin sonuçlarını bekleme stratejisi Lübnan sahasında o elde edilen “başarıları baltalıyor” muş. Yani diyorlar ki, biz bekledikçe Hizbullah’a karşı askeri caydırıcılığımız zayıfladı. Ordu resmen hükümete baskı yapmış, baskılar sonuç vermiş ve o beklenen gaddarca karar alınmış oldu.
Durum böyle olunca İsrail ordusu İç Cephe Komutanlığıda hemen harekete geçti tabii. Ateşkese rağmen Lübnan’a saldırıların artırılması kararı çerçevesinde ülkenin kuzeyindeki yerleşimler için yeni kısıtlamalar getirdiğini duyurdu millet. Kuzeyde yaşayanlar için hayat iyice zorlaşıyor. İsrail’in kuzeyinde açık ve kapalı alanlardaki toplu etkinliklere öyle kafana göre katılmak falan bitti, kısıtlamalar geldi. Kapalı alanlarda en fazla 200 kişinin toplanmasına izin verilirken, açık alanlarda ise bu sayı inanır mısınız sadece 50 ile sınırlandırıldı. Sınır hattında tam 43 İsrail yerleşimi var. Bu yerleşimlerde eğitim faaliyetlerinin yalnızca ve yalnızca yakınlarında sığınak olan okullarda sürdürülmesi kararlaştırıldı. Sığınak yoksa okulda yok, öyle bir korku sarmış her yeri…
Neyse, devam… Bu iş aslında yeni başlamadı, geçmişe bakmak lazım. İsrail ordusu Lübnan’a taa 2 Mart’ta yoğun hava saldırıları başlatarak ülkenin güneyinde birçok beldeyi işgal etmişdi zaten. O günden beri bomba yağıyor sokağa. Lübnan hükümeti bu süreçte feryat etti, ülkede yerinden edilen vatandaşların sayısının 1 milyonu aştığını açıkladı. Dile kolay, bir milyon insan evinden barkından oldu. Sonra ABD Başkanı Donald Trump çıktı sahneye, 24 Nisan’da yaptığı açıklamada, Lübnan ile İsrail arasında 17 Nisan’da yürürlüğe giren 10 günlük geçici ateşkesin 3 hafta daha uzatıldığını duyurmuşdu.
İşin aslı şu ki, diplomatlar masada didindi durdu. ABD ara buluculuğunda Lübnan ile İsrail arasında 14-15 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirilen o üçüncü tur görüşmeler vardı ya, işte onun sonucunda 17 Mayıs itibarıyla ateşkesin 45 gün daha uzatılması ve haziran ayı başında dördüncü tur görüşmelerin yapılması kararlaştırılmışdı. Ama kağıt üstünde kalan imza sokakta can kurtarmıyor işte. Lübnan Sağlık Bakanlığı dün acı bilançoyu açıkladı; İsrail’in 2 Mart’tan bu yana ülkeye düzenlediği saldırılarda tam 3 bin 185 kişi hayatını kaybetti. Üç bin yüz seksen beş can… Hepsi yok oldu gitti.
Şimdi herkez soruyor, bu ne biçim ateşkes? Ateşkese rağmen İsrail ordusu Lübnan’ın güneyindeki saldırılarını ve ev yıkımlarını hunharca sürdürürken, Hizbullah ise durur mu? Onlarda ateşkesi ihlal ettiği gerekçesiyle İsrail birliklerine karşı saldırılar düzenliyor. Sahada silahlar susmuyor, bombalar patlamaya devam ediyor. Bakalım bundan sonra ne olacak, bu kanlı döngü nasıl kırılacak? Gelişmeleri takip ediyoruz…
Kaynak: Orijinal Haber