Yeşil sahalar dışarıdan bakıldımı hep pırıltılı, hep dertsiz tasasız görünür ya… İşin aslı hiç de öyle değilmiş meğer. Liverpool’un yıldız defans oyuncusu Ibrahima Konate, Fransa Inter radyosuna öyle bişeyler anlattıki insanın yüreği sızlıyor. Adam resmen son sezonunda Anfield stadında depression yani depresyon batağına saplandığını itiraf etti yahu. Hem de ne için biliyor musunuz? Takım arkadaşı Diogo Jota’nın ve hemen ardından kendi öz babasının vefatı yüzünden. Portekizli golcü Jota ve kardeşi Andre Silva geçen Temmuz ayında o feci trafik kazasında can vermişdi. Üstüne bi de Konate’nin babası Hamady, Ocak ayında uzun süren amansız bir hastalıktan sonra gözlerini hayata yumdu. İki büyük acı, iki dev yıkım… Kolay mı yalan yok, adamın Liverpool’daki son sezonunda sahada neden döküldüğü, formunun neden düştüğü şimdi çok daha iyi anlaşılıyor. 27 yaşındaki Fransız stoper içindeki o büyük fırtınayı, o kişisel dramı ilk kez bu kadar net kelimelere döktü işte.
Bak şimdi, adamın dedikleri çok önemli. “Futbolda da depresyon yaşayabilirsiniz, bundan utanmaya gerek yok” diyor bizim Konate. Haklı da millet sanıyor ki bu adamlar milyon eurolar kazanıyor, altlarında lüks arabalar var diye hiç dertleri tasaları yok. Vallahi öyle bir dünya yok arkadaşlar. Taraftarlar veya dışarıdaki insanlar çok para kazanıyorlar diye oyuncuların acı çekmeyeceğini düşünüyor ama Konate buna sert çıkmış durumda. “Bu tamamen saçmalık, böyle dememelisiniz” diyor. Depresyonun derinlerde, insanın kalbinde başlayıp beynine kadar çıktığını ve tüm vücudu esir aldığını söylüyor adam. İçin için erimiş gitmiş sahada haberimiz yokmuş da. Neyse, devam…
Hadi canım sende demeyin, bu sezon bu adam tam 51 maça çıkdı yahu. Dile kolay, 51 karşılaşma! Bunların 49’unda da ilk 11’de başladı sahaya. Ama o Merseyside ekibindeki eski eski dört sezondaki canavar gibi performansı yoktu, herkes görüyordu bişeylerin eksik olduğunu. Liverpool ligi beşinci sırada bitirdimi, taraftar feryat figan… Meğer adamın kafası da kalbi de paramparçaymış. Hele o takım arkadaşı, aynı zamanda kapı komşusu olan Diogo Jota’nın ölümü… İnanır mısınız, Konate’yi tamamen yıkmış geçmiş. “Beni darmadağın etti, o an başka hiçbir şeye ilgim kalmamıştı” diye anlatıyor o günleri. Ama işin aslı şu ki, kulüp sana her ay paranı yatırıyor, mecbursun o sahaya çıkmaya. Çalışansın çünkü, görevlerin var. Adamlar hem kendileri için hem de Jota’nın geride kalan ailesi için o yeşil sahaya çıkıp top koşturmuşlar. Jota’nın cenazesine futbol dünyasından dev isimler, eski takım arkadaşları katılmışdı da Konate o sıra bir de babasının ağır hastalığıyla boğuşuyordu.
Düşünsenize bi, bir yanda arkadaşının acısı, diğer yanda babanın öleceğini bilmek… Ne yapacağını bilememiş çocuk. Eve mi dönsün, futbolu mu bıraksın? Takımın da ona ihtiyacı var hani. Kimseyle de konuşamamış, her şeyi içine atmış o dönem. Şimdi ise herkese tavsiye veriyor; “Bişeyler ters gittiğinde, kendinizi kötü hissettiğinizde etrafınızdakilerle konuşun, bu size iyi gelir” diyor. Kendisi konuşmamış, saklamış. Doktorlar babasının fazla ömrü kalmadığını söylemişler ama olayın bu kadar çabuk, ani olacağını tahmin edememişler işte. Ocak ayının sonunda takımdaki sakatlık krizi yüzünden izinini erken bitirip takıma döndüde, ne fayda? Kafası evdeydi yayı. Hiçbir zaman tamamen iyileştiğini, kafasını suyun üzerine çıkarabildiğini hissetmemiş. Tam bitti derken başka bişey çıkmış.
Bu yaz Real Madride transfer olmaya hazırlanan ve Anfield’a veda edeceğini kesinleştiren Konate, her şeye rağmen Liverpool taraftarının, ailesinin ve takım arkadaşlarının desteğini unutmadığını söylüyor. Ama en önemlisi, “Kendi ayaklarımın üzerinde durmayı tek başıma öğrenmek zorundaydım, çünkü takımın bana ihtiyacı vardı ve babam da geri dönmemi isterdi” diyerek durumun vahametini özetliyor. Şimdi önünde Didier Deschamps’ın 26 kişilik Fransa milli takımı kadrosuyla katılacağı bir Dünya Kupası var. Bakalım 27 kez milli formayı giyen bu genç adam, bu büyük acıların ardından turnuvada kendini bulabilecek mi? Hep beraber yaşayıp göreceğiz…
Kaynak: Orijinal Haber