Chelsea’de Kriz Derinleşiyor: Taraftarlar Yönetime İsyan Etti!

06.05.2026 - 09:02
YAYINLANMA
6 DK
OKUNMA SÜRESİ
Google News

“Clearlake’i umursamıyoruz, onlar da bizi umursamıyor.” Bu tezahürat artık Stamford Bridge’in en bilinen marşı haline geldi. Vallahi, bir kulübün taraftarı kendi yönetimine bu kadar açık isyan ederse, ortada ciddi bir sorun var demektir. Chelsea’de tam da o noktataya gelindi. Pazartesi günü ikinci kadrosuyla sahaya çıkan Nottingham Forest, maçı 3-1 kazandı ve Blues’u beşinci sıraya bile çıkma imkânından mahrum bıraktı. Şampiyonlar Ligi? Artık neredeyse hayal…

Neyse, devam…

İşin aslı şu: Todd Boehly ve Clearlake Capital’ın 2022’de Roman Abramovich’ten devraldığı Chelsea, bugün ciddi bir hesap verme anının eşiğinde. BlueCo yönetimi, her geçen hafta daha da öfkelenen taraftar kitlesinin hedef tahtasına oturmuş durumda. Dört yılda beş teknik direktör gitti, altıncısı aranıyor. Liam Rosenior geçen ay kovuldu ve kulüp şimdi yeni bir isim peşinde. İnanır mısınız, dört yılda altı teknik direktör! Bu bir futbol kulübü mü yoksa müdür değiştirme yarışması mı?

Finansal tablo da pek iç açıcı değil. Chelsea’nin en son mali hesapları, Premier Lig tarihinin rekor rakamını ortaya koydu: 262 milyon sterlin vergi öncesi zarar. UEFA ise geçen yazdan bu yana kulübü özel bir anlaşmayla izliyor ve harcamalarını denetim altında tutuyor. Yani bir yandan kupa peşinde koşuyorsunuz, öte yandan UEFA’nın gözü üstünüzde… Zor bir denge bu, yalan yok.

Bakın ne oldu? Taraftarlar artık sadece tezahürat yapmakla yetinmiyor. “Not A Project CFC” adıyla bilinen taraftar hareketi büyüyor ve iki büyük protesto duyurdu. Birincisi, Manchester City’ye karşı oynanacak FA Cup finalinden önce Wembley yolunda gerçekleşecek. İkincisi ise daha sembolik: Tottenham’a karşı oynanacak son ev maçında taraftarlar 22. dakikada sırtlarını sahaya dönecek. Neden 22. dakika? Çünkü 2022 yılını temsil ediyor, yani BlueCo’nun kulübü devraldığı yıl. Mesaj gayet net…

Kulüp içinden isimler bu hareketi bastırmaya çalıştı. Direktör Danny Finkelstein, taraftarlarla yaptığı ve sızdırılan bir konuşmada Chelsea’nin dünyanın en iyi takımlarından birini inşa ettiğinin “aşikar” olduğunu söyledi. Hadi canım! Takım ligde dokuzuncu sırada, şampiyonlar ligi hayali suya düşmüş, taraftarlar tribünden yönetimine sırt çeviriyor… Hangi “en iyi takım inşaatından” bahsediyoruz?

Bu arada Pazartesi günü yaşanan bir başka olay da bardağı taşıran son damla oldu. Tottenham teknik direktörü Roberto de Zerbi, Stamford Bridge’deki Chelsea yönetim locasında ağırlandı. Gerekçe? Gelecekteki rakibini scouting yapmak. Ama Chelsea taraftarları bunu hiç hazmedemedi. Zira De Zerbi’nin Chelsea’nin futbol direktörleri Paul Winstanley ve Sam Jewell ile Brighton’dan gelen köklü bir ilişkisi var. Taraftarlar London derbisinde Tottenham’ı küme düşürmek isterken, yönetim o kulübün hocasını locada ağırlıyor… Yahu, bu ne biçim bir durum?

Neyse, devam…

Peki ya teknik direktörler meselesine gelelim. Mauricio Pochettino, The Overlap podcast’inde açıkça konuştu: kulübü terk etmesinin nedeni vizyonlarının örtüşmemesiydi. “Veri her şeydir” anlayışına karşı Pochettino insan bağını ve duyguyu ön plana çıkardı. Ama BlueCo’nun gözünde duygular değil, tablolar konuşuyor. Onun ardından gelen Enzo Maresca o vizyona başta uyum sağladı; Conference League ve Kulüpler Dünya Kupası’nı kazandı, genç kadrosuyla Şampiyonlar Ligi’ne bile girdi. Ama sonunda o da gitti. Transfer anlaşmazlıkları, maaş tartışmaları ve tıp departmanının oyuncu kullanımına müdahale ettiği iddiaları… Bişey ters gidince hep bir bahane bulunuyor işte.

Liam Roseniar ise farklı bir yol denedi. Kültür inşa etmek, taraftarla köprü kurmak istedi. Ama soyunma odasını kaybetti ve planını hayata geçiremeden gönderildi. Üç teknik direktör, üç farklı vizyon, üç farklı başarısızlık…

Bu istikrarsızlık oyuncuları da etkiliyor. Enzo Fernandez ve Marc Cucurella kamuoyu önünde endişelerini dile getirdi. Fernandez’in menajeri Javier Pastore, müvekkilinin yetersiz ücret aldığını düşündüğünü söyledi. Ama işte büyük sorun: Fernandez 2032’ye kadar dokuz yıllık sözleşme imzaladı. Wayne Rooney da BBC Sport’a konuştu ve “Dokuz yıllık sözleşme, bu kesinlikle delilik. Belirli bir finansal güvenlik istiyorsanız belki mantıklı ama kendinizi bu kadar uzun süre bağlamak istemezsiniz, bu tam bir çılgınlık” dedi. Gerçekten de öyle…

Chelsea’nin ücret politikası meselesine gelince, kulüp teşvik bazlı sözleşmeler uyguluyor; Şampiyonlar Ligi’ne katılım bonusları dahil. 2024-25 sezonu hesaplarına göre Premier Lig’in en yüksek ücret faturasına sahip üçüncü kulüp Chelsea. Ama buna rağmen Marc Guehi gibi isimlerde rakipler tarafından geçildi; Guehi Ocak’ta Manchester City’ye gitti. Oyuncu alım-satım hızı ise taraftarların büyük bir bölümünü soğutmuş durumda.

CFCUK fanzininin kurucu editörü Dave Johnson bu durumu çarpıcı bir şekilde özetledi: “Oyuncular ve taraftarlar arasındaki bağ, bence, tüm zamanların en düşük seviyesinde. 1960’ların sonundan bu yana Chelsea forması giyen her oyuncu ısınmada ismiyle tezahürat alır ve karşılık verirdi. Bugünkü kadro ise tribündeki insanlardan tamamen kopuk görünüyor.” Bak şimdi, bu sözler boşuna söylenmiş değil…

Rosenior’un Nisan’da görevden alınmasının ardından kulübün açıklamasında şu ifadeler dikkat çekti: “Teknik direktör pozisyonunda istikrarı sağlamak için doğru uzun vadeli atamayı yapmak adına öz değerlendirme sürecine gireceğiz.” Bu ton, Boehly’nin ilk sezonda gündeme getirdiği ve gülünç bulunan kuzey-güney all-star maçı önerisinden çok daha alçakgönüllü bir ses tonu. Bir şeyler öğrenilmiş galiba…

Etkili ortak Behdad Eghbali de bir hafta önce konuştu ve “Plan işe yaramıyorsa ince ayar yapmak gerekiyor” dedi. Ayrıca 2022’de Thomas Tuchel’i kovmanın “işe yaramadığını” kabul etti ve Premier Lig deneyimine sahip lider karakterli oyuncuların alınmasının kritik olduğunu vurguladı. Geç de olsa doğru bir tespit bu…

Peki Chelsea şimdi ne yapacak? Kulüp altıncı teknik direktörünü aramak için detaylı bir süreç başlattı. Adaylar arasında Bournemouth’un başarılı hocası Andoni Iraola, Fulham’ın teknik adamı Marco Silva ve eski Real Madrid teknik direktörü Xabi Alonso’nun olduğu konuşuluyor. Üç farklı profil, üç farklı tarz… Hangisi seçilirse seçilsin, önünde devasa bir görev var: hem sahada sonuç almak hem de taraftarla kopan bağı yeniden kurmak.

Ligde üç maç kaldı, Chelsea dokuzuncu sırada. Şampiyonlar Ligi artık hayal. FA Cup finali var ama Manchester City karşısında… Ve Stamford Bridge’de Tottenham maçında taraftarlar 22. dakikada sırtlarını dönmeye hazırlanıyor. Bakalım bu hesaplaşmanın sonu nereye varacak?

Kaynak: Orijinal Haber

Sinan Kaleli
Yazar hakkında bilgi bulunmamaktadır.
Tüm Yazıları Görüntüle →
22

Yorum Yap